Pazartesi, Haziran 17, 2013

gezim çocuk atölyesi...


direnülkem

20 gündür bir başka şey düşünemiyorum, yaşayamıyorum ve yazamıyorum...
son günlerdeki hislerimi tarif etmem ise zor...
ilk başta nasıl barışçıl ve umut vericiydi, ama her şey bir krize dönüştürüldü ve kriz iyi yönetilemedi...
maalesef şu an ülke bölünmüş durumda ve güvenlik tehditleri ile karşı karşıyayız...
çevreci olmayabilirsiniz, ağaçlar sizi ilgilendirmeyebilir, akp'li olabilirsiniz, başbakanı çok seviyor olabilirsiniz; tamam, evet, olabilir... ama, bunca şiddete karşı hala tepki göstermemek nasıl mümkün olabiliyor anlayamıyorum...
beni bu olayda en çok üzen şey; güvenliğimizi sağlamaya hizmet etmesi gerekirken akıl sağlıklarını yitirdiklerini düşündüğüm polisler (farz-ı misal tek bir adamı 6 kişi birden yerlerde tekmeliyenler) ve direnişçilere üzülmeyen, hatta dilim varmıyor ama "beter olsunlar" diye düşünen insanlar... siyasetçileri bir yere kadar önemsemeyebilirim (affedersiniz ama siyaset kalın bir surat ve olayları çarpıtma gerektirebilir çoğu zaman) belki ama sivil halkın bu derece duyarsız kalabilmesi karşısında gerçekten hayal kırıklığına uğradım..
sonra dün akp mitingi öncesi halka uzatılan mikrofon görüntülerini izledim. ve biraz anladım o duyarsız görünen halkı da.. twitter ya da alternatif bilgi alma kaynaklarını kullanamayan sadece ana akım ya da yandaş medyada verileni almaya mahkum olan halkı... başbakan misali "cehape de cehape, kılıçdaroğlu da kılıçdaroğlu"... ya ne alakası var arkadaşım, allahınızı severseniz?
bugün evimin dibindeki parkta, küçük çocuk annesine ülkedeki olayları soruyor ve anne şöyle açıklıyor mesela:
"biz allah'a inanıyoruz ya, onlar atatürk'e tapıyor, o nedenle de başbakanı istemiyorlar"
o tatlı çocuk da:
"allah akıl fikir versin onlara"
anne:
"hahaha"
içim nasıl acıdı anlatamam... "yemin ederim, hiç tanıyamamışsınız, hiç anlayamamışsınız" dedim içimden.. yıllardır aynı terhane, ne alıp veremediğiniz var atatürk'le... 
kaldı ki, nasıl dini inancımıza yönelik bir önyargıda bulunulabiliyor, ne zaman allah'a değil de atatürk'e inandığını söyledi akp'ye oy vermeyenler? allah'ın, müslümanlığın tapusunu size kim verdi ayrıca, belki ben daha iyi müslümanım, bunun takdirini kim verebilir allah'tan başka?"
yanlış anlaşılmak istemiyorum. zamanında aysun kayacı'ya ("dağdaki çobanın oyu ile benimki bir mi") ya da mine kırıkkanat'a ("beyaz atletliler..") çok öfkelenmiştim mesela. söylemek istediğim öyle bir şey değil yani..
sadece demek istiyorum ki, akp seçmeninin çok büyük bir kısmını eğitim ve gelir seviyesi düşük (ki toplumun çoğunluğu bu) kesim oluşturuyor. (hep hükümet yanında durması gereken kodamanları da biliyoruz tabi)
ve maalesef bu kesimin güvenebileceği bir başka alternatif de yok! o nedenle kişi başına düşen milli gelirden kendine yoksulluk sınırının fersahlarca altında bir miktar düşmesine rağmen alkışlıyor hükümeti... temelde eşitliği savunması beklenen sosyal demokratlar elitist görünümleriyle halka uzak geliyorlar... sağlam bir muhalefet yok yani. kendi adıma da belirtmem gerekirse bugün seçim olsa oyumu içim rahat bir biçimde teslim edebileceğim hiçbir siyasal oluşum yok...

velhasıl, sürekli yazılıyor, çiziliyor. "y kuşağı" deniyor, "hızlı değişim" deniyor... sanırım gerçekten de öyle... hala eski kafalarla ülke yönetimi de bizi gerçekten tatmin etmiyor. 
dileğim bir dahaki seçimlere, yurdun çoğunluğunu oluşturan gençleri temsil edebilecek dinamik, çağdaş, sakin, bütünleştiren ve adil bir siyasi partinin kurulması ve artık bir şeylerin değişmesi...