Pazar, Kasım 23, 2014

kitaplar filmler son günler

yoğun zamanlardan geçiyorum. uzun zamandır hayatım bir "koşturmaca" zaten; ama, bu sıralar doruktayım. 
iş epey zamanımı alıyor zaten. iş dışında mesleki 3 eğitim sürecim var...


bir yandan da bitmek bilmeyen ev toplaşmaları, gezme, görme, okuma, izleme isteklerim... gel gör ki bu arzularıma biraz gem vurmuş durumdayım son günlerde.


hiçbir zaman aynı anda 1'den fazla kitap okuyabilen biri olmamakla beraber; şu sıralar elimden bir sürü kitap geçiyor ve hepsi yarım kalıyor.


1.duygusal zeka- goleman (sahaf festivali'nden aldığımdan beri ara ara karıştırıyorum; ama masa başında ve notlar alarak okumak istediğimden pek ilerleyemiyorum.)
2.varoluşçu psikoterapi- yalom (5-6 yıldır ara ara karıştırdığım ama okumayı başaramadığım bir kitap. benzer şekilde, notlar alarak ders çalışırcasına okumak istediğimden ilerleyemiyorum biraz da)
3.hz. musa ve tektanrıcılık- freud (içindeki nota göre 2006 izmir kitap fuarında almışım... bu ara yine elimde; bakalım)
4.psikanaliz ve sonrası- engin geçtan (epey önce alınmış ve ara ara karıştırılan ama bitirilemeyen bir kitap daha)
5. kutsal fahişeden bakire meryem'e toprak ve kadın- emre caner (tam başlamıştım ki; araya suzan defter girdi, sonra da çoluk çocuk.)
6.çoluk çocuk- patti smith (sahaf festivali'nde almıştım bunu da. ama bir yandan yukarıdaki kitapları karıştırdığımdan, ancak bitirebildim.)
7.yazmakta olduğum proje için özel yetenekli çocuklar hakkında her nevi makale, kitap, araştırma okuyorum bir yandan da...

dün gündüzümü okumaya ayırmak istedim ve çoluk çocuk'u bitirdim. ama ne bitirmek... ağla ağla ağla... otobiyografilere bayılmasam da, böyle romansı hayatlar olunca gayet sevebiliyorum.
ardından şehrimizde devam eden 26. istanbul uluslararası kısa film festivali'nde biraz film izlemek üzere fransız kültür merkezi'ne gittik hayatımdakisevgiliinsan'la. 8 kısa film izledik:

1.gülümse- saim güveloğlu
2.bücür- sophie galibert
3.real honey- slawomir witek
4.neon lights- barbara s. mueller
5.clean- şevket onur cihan
6.baba- santiago bou grasso
7.polistan-çiğdem gülçiçek, yakup tekintanğaç
8. karpuz cenneti- gülistan acet 
hepsi iyi olmasa da, festival filmi izlemek hep iyi gelir bana. bir sürü farklı dünyaya girmek...


kapanışı çok sevdiğimiz taksim my house'da bir şeyler yiyerek yaptık. ne zamandır baş başa çık(a)madığımızı fark ettik ve iyi geldi. naçizane tavsiye olunur efem;)


son söz olarak, geçen sene bu yıl evliliğe adım atmıştık biz; iyi ki de atmışız. darısı tüm isteyenlerin başına;)

Pazar, Kasım 16, 2014

türkiye'de öğretmen olmak...

milli eğitim bakanlığı'nda rehberlik ve araştırma merkezi'nde çalışan bir psikolojik danışmanım ben. 
atama alan adım "rehber öğretmen"di, "rehberlik" oldu şimdi. ama sırf milli eğitim bakanlığı'nda çalışıyorum diye kendime "öğretmenim" demedim hiç. 
değilim çünkü. ne derse giriyorum ne de bir şey öğretiyorum. 
atama alanı ve meslek her zaman aynı şey değildir çünkü.
ege üniversitesi psikolojik danışmanlık ve rehberlik (pdr) mezunuyum. özellikle de okuduğum üniversitenin ekolü olarak psikolojik danışmanlık eğitimi aldım ve kendimi ruh sağlığı çalışanı olan nitelendiriyorum.
okulda çalışırken okulun psikolojik iyiliğinden sorumluydum. kabaca, okulda genel olarak daha olumlu bir hava yaratmak, desteğe ihtiyacı olan öğrenciler ve ailelerine de bireysel görüşmeler yoluyla yardım etmekti görevim. 
velhasıl, öğretmen değilim!
ancak; son yıllarda öğretmenler hakkındaki pejoratif algı ve söylemlerden çok rahatsızım.
"öğretmenler zor koşularda, az kazanıyor, atama bekliyor..." edebiyatı yapmayacağım.
sadece şuna dikkat çekmek istiyorum:
gelişmiş ülkelerin tamamında, öğretmenlik en çok saygı gören, en kıymet verilen ve iyi kazanan meslek grubudur.
 aynı zamanda, en iyi eğitimi alan kişilerdir. 
zira; bir ülkenin gelişmesi, kalkınması ve ilerlemesi -şüphesiz- nitelikli bir eğitim sistemi ve nitelikli öğretmenlerle mümkündür.
bizde ise, eğitime ve öğretmenlere daha çok yatırım yapılması, öğretmenlerin eğitimlerinin niteliklerinin ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi gerektiğini bağır bağır bağırmamız gerekirken; tartışılan şey -alay ederek- öğretmenin "3 ay yatması, iyi maaş almasına rağmen hep yakınması..."
bu şekilde, öğretmenin kendinden daha iyi olduğunu düşündüğün çalışma koşullarını kıskanarak bir yere varamayız efendiler!
eğer hepimiz için bir şeylerin değişmesini ve iyileşmesini istiyorsak eğitime yatırım yapacağız hanımlar beyler!
ve kaliteli bir eğitim yok diye, kalkıp da öğretmenleri suçlamak en hafifinden kolaycılıktır kanımca... 

sonuç olarak ben sırrı süreyya misali sormak isterim:
"la bu öğretmenler size ne etti kardeşim, n'etmiş lan öğretmenler size" :)


Pazar, Kasım 09, 2014

yaşar!

yaşar'ı oldum bittim çok severim.
günümüzde türkçe müziği en kaliteli, en kendine özgü biçimde icra edenlerdendir bence o. hem iyi bir müzisyen hem de iyi bir söz yazarı o, belki de şair hatta!
dönem dönem bazı şarkılarını takıntılı bir biçimde dinlerim, en sevdiğim şarkısının hangisi olduğuna bir türlü karar veremem.
cd de pek kalmadı ya, arabam olunca, tüm albümlerini arşivleyip yolculuklarımda dinleme hayalim var;)
o hayale biraz var, en iyisi şimdi sabah sabah bir kuple dinleyelim:)


"bana divane diyorlar
yok artık uslandım yar"

"söylemeliyim içimde tutamam yar
tutamam yar, unutamam yar
ölüm var dünyada!"

Cuma, Kasım 07, 2014

bazı adamlar...

"bazı adamlar, incitmeden sevemezdi
kırardı, dökerdi, yangınlar bırakırdı arkalarında
bazı adamlarsa, tüm geçmişi unutturur, parmak uçlarından öperdi."


cemal süreya ile lisede tanıştım, 2002'de sanırım, sevda sözleri ile.
o günden beri de ara ara okur, kendimden geçerim adeta.
bu belgesel ile bugün karşılaştım henüz, 5 yıl olmuş oysa...

http://vimeo.com/5678659

Cumartesi, Kasım 01, 2014

gizli bir kaynaktır içim/ taşar içimden ruhum!

baharı çok seviyorum. 
ilkbaharı da sonbaharı da.
her ikisi de "yenilenme"yi çağrıştırıyor.
aşık, duygulu, coşkulu, cesur ve en çok da kendilerinden güç alan kadınlara gelsin:)


"damarlarımda yine aşk var
gözlerim yine bir manalı
başladı güneşli yağmurlar
ıslandı umudumun saçları
kırılan dallar gibiyim
ben her bahar dirilirim
gizli bir kaynaktır içim
kendime bir yol bulurum
ben her bahar aşık olurum
rüzgar olur yağmur olur
filizlenir anılarda gururum
taşar içimden ruhum

damarlarımda yine aşk var
gözlerim yine bir manalı
başladı güneşli yağmurlar
ıslandı umudumun saçları
gönlümde sönen ateşin 
küllerini savururum
kalbimdeki acelenin 
peşinde ben kaybolurum
ben her bahar aşık olurum
rüzgar olur yağmur olur
filizlenir anılarda gururum
taşar içimden ruhum"