Pazar, Haziran 15, 2014

biz sadece vicdansızları sevmiyoruz!

birgün gazetesinde dün güzel bir yazı yazmış hande kuday...
biraz sert; ama geldiğimiz/ gelmek üzere olduğumuz nokta korkarım ki bu yönde...
buyrun bakın:

"Biz 1 yıldır farkında olarak, yıllardır da farkında olmadan ve ne yazık ki kanıksayarak yas tutuyoruz. Daimi bir matem halindeyiz. Evimizden sürekli cenaze çıkıyor. Ölenlerin isimleri değişiyor, ama katilin adı da, akıbeti de değişmiyor. Daha birinin acısını dindirmeden yeni bir acıyla tanışıyoruz. Faillerin hayatlarına kaldıkları yerden devam etmelerine alışıyoruz.

Kendi dünyamıza konsantre olmak bize lüks, ulu orta mutlu olmak haram, sevincimizi paylaşmak ayıp. Çünkü biz hiç durmadan ölüyoruz. Gezi’de, Roboski’de, Reyhanlı’da, Lice’de, Soma’da, Gazi’de, her gün başka bir yerde ölüyoruz. Siz ise ölüleri çiğneyip, öldürenlere methiyeler düzüyorsunuz.
Bu pespaye düzene alkış tutarken, iktidara yönelik her topu çıkaracağız diye sefil taklalar atarken, her cinayeti meşrulaştırıp devler terörüne kılıf bulurken, sahi bizden nefretten başka ne bekliyorsunuz?
Devlet eliyle işlenmiş cinayetlerde sus pus olup, katilin elindeki kana değil de eylemcinin ayağındaki ayakkabılara bakan siz,
Diktatöre diktatör demek için coğrafya, din, dil, mezhep gözeten siz,
“Camide içki içtiler”den tut, “türbanlı bacımızın üzerine işediler”e kadar her yalana ön ayak olup; cemevlerine sıkılan kurşunların, kafada patlayan gaz fişeklerinin “hak ettiler” alt metinli savunmalarını hazırlayan siz,
Biz her gece birbirimizi “Eve sağ salim döndün mü?” diye ararken, “Türkiye normalleşiyor” yalanını servis eden siz.
Ve kaleminden nefret damlayan biz, öyle mi?
“Nefret suçu işliyorlar” manipülasyonlarınızı da görüyor ve artırıyoruz.
Yaşadığımız, tanık olduğumuz, uzağında kalsak da acısını hissettiğimiz her zulüm bize sizden nefret etme hakkını veriyor. Bu nefret sizin alışık olduğunuz gibi din, dil, mezhep, ırk gözetmiyor; biz sadece vicdansızları sevmiyoruz.
Sizin nazarınızda “Ne Ermeniliğimiz, ne çok affedersiniz Rumluğumuz kaldı”, “Biliyorsunuz kendisi Alevi” denirken işlenmeyen nefret suçunu, biz bizi öldürenlerden nefret ederek işliyoruz.
Ne de olsa sizin tanımlarınız da kelimeleriniz gibi satılık.
Bizim ise tutunacağımız bir nefretimiz kaldı. Öfkemizi nefretimize katık edip sabredeceğiz. Siz de yarattığınız bu nefretin gölgesinde yaşamaya devam ve tahammül edeceksiniz.
Çünkü hanımlar beyler, bilirsiniz ki nefret edilmek cellatlığın fıtratında var."


yazının tamamı için tıklayınız.